12 eylül darbesi

my name is nobody
12 Eylül'ün yarattığı en büyük imaj, darbenin gerekli olduğu düşüncesidir. Bu çok vahim bir düşünce midir? Yani en azından bu soruyu ne kadar sorguluyoruz?

Konu çok uzun bir konu ama ben sadece şu ekonomik sebepleri birazcık sorgulamak istiyorum. Hep beraber bakalım 12 Eylülcüler ne kadar doğru söylüyor ya da ortada bir masal mı var.

Bir varmış bir yokmuş... :)

Evet, özellikle 1970'li yılların ikinci yarısından itibaren ekonomik zorluklar yaşandığını biliyoruz. Peki ya bunların sebeplerini biliyor muyuz? Öncellikle Ecevit'in bu ülkeye yaptığı 3 yararlı iş vardır. Bunlardan ilki "afyon" üretimine Amerika'nın üretmeyeceksiniz diye dikte etmesine rağmen devam etme kararıdır. İkincisi de "Kıbrıs"tır. Ancak kıbrıs meselesi yüzünden olduğu zannedilen ama aslında afyon yüzünden olan "ambargo"nun varlığı hep unutulur nedense...

Peki bütün bunlara rağmen örneğin gelin bir işçi emeklisinin o yıllardaki durumuna hep beraber bakalım. 1976 yılında rahmetli dedem emekli ikramiyesiyle Kadıköy Kuyubaşı'nda bir ev satın aldı. Ki şimdilerde "ya zamanında emekli ikramiyesiyle ev araba alınıyordu" geyiği aslında o yıllar için doğruydu.

Peki 12 Eylül sonrası, 1986 yılında emekli ikramiyesiyle ev alınanabiliyor muydu? 1996 yılında alınabiliyor muydu? Bugün alınabiliyor mu? Ama olur mu hiç 12 Eylül'e giden yolda ekonomi çooook kötüydü :)

Yani evet bugün AKP hükümetinin "ekonomimize dış saldırı " var söylemi 1970'li yılların ikinci yarısında gayet açık seçik yaşanıyordu.

Çoğu genç arkadaşımın unuttuğu husus şu. GSMH'nın yüksek olması önemlidir ama bunun toplumdaki dağılımı daha önemlidir. Yani örneğin tüm ülkenin kazancının yüzde 95'i toplumun yüzde 2'sine geriye kalan yüzde 5'i ise toplumun yüzde 98'ine dağılıyorsa nasıl bir toplumdan bahsedebiliriz?

Her türlü ekonomik zorluğa rağmen toplam kazancın dağılımı 12 Eylül sonrasından çok daha iyiydi. Bunun en temel nedeni "sendikalardır." Ne hikmetse "demokrasi aşığı" 12 Eylülcüler sendikalaşmanın kendi dönemlerinde dramatik azalmasını açıklamazlar ama onların yerine dönemin Tüsiad başkanı açıklamıştır, "12 Eylül'den önce kanunlar, işçi hakları, ücretler gibi konularda hep işçilerin dediği olurdu. 12 Eylül sonrasında artık bizim dediğimiz oluyor."

Yani 12 Eylül sermaye lehine darbe yapmıştır. Keza bunun doğruluğunu Özal dönemindeki orta direğin dramatik şekilde çöküşünden de anlayabiliyoruz.

Bu arada yazmadan edemeyeceğim, "Bankerler" halkın parasını iç ederken yönetimde kimler vardı? Elbette 12 Eylülcüler. Ama nasıl olur 12 Eylül'den önce siyasi kriiiiz vardı, oldu mu şimdi :)

Ekonomi, güçlü siyasal iktidarı şart koşar çünkü para güven ister söylemi 12 Eylülcülerin kabul ettiği bir söylemdir. Türkiye'de 12 Eylül'den önce seçim mi yapılamadı? Ülkede seçilmiş bir siyasal iktidar yok muydu? Bu iktidar daha sonra 12 Eylülcüler ve devamında Özal'ın uygulayacağı "neoliberal" politikaları red mi etti? Yani 12 Eylül'den itibaren uygulanan ekonomik politikaların temeli zaten öncesinde son hükümet tarafından söylemleştirilen kararlardır.

12 Eylülden önce Türkiye; Amerika'nın yapmayacaksınız dediği halde afyon üretimini devam ettirdi, Kıbrıs barış harekatını yaptı ve IMF'i red etti.

12 Eylülden sonra Türkiye; Yunanistan'ın tekrar natoya girmesini kabul etti, IMF ile anlaştı, sendikalaşmayı yok etti, ithal ikameci bir ekonomiye geçti yani üretmedi ithal etti.

Evet arkadaşlar bu mini özet sonunda artık siz bir karar verirsiniz...
ekremselcuk
Günümüzde siyâsi rüzgârın etkisiyle herkesin göstermelik tepkiler ve beylik lâflarla eleştirir gibi göründüğü, ama hâlen cuntanın Anayasa Hukukçusu Orhan Aldıkaçtı'ya yazdırdığı Anayasa'nın, günümüze kadar yapılan kırk yama ile birlikte yürürlükte olmasına ses çıkarılmayan gariplikler ülkesinde millet iradesine karşı gerçekleşmiş yasa dışı eylemdir.

Neden Bekliyorsun?

Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.

Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.