size hiç duymadığınız bir hikaye anlatıcam

finite infinite
Aç kalan çakal bir gün kasabaya inmiş.
Çanağını devirdiği sütçünün sütünü içmiş, Fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş, nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş.
Çakalın ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanmış, çakalı yakalamak için ardı sıra koşturmuşlar.
Çakal önde, köpekler de arkada, amansız bir kovalamaca koşuşturmaca başlamış ama bir süre sonra, sütçünün köpeği yorulup takibi bırakmış.
Bir müddet daha geçince de bu sefer fırıncının köpeği, çakalı takibi bırakmak zorunda kalmış.
En son, kasabanın çıkışına yakın bir yerde kasabın köpeği de pes etmiş ve yorgunluktan dili bir karış dışarıda geriye dönmüş.
Çakalın arkasında kala kala bir tek demircinin köpeği kalmış. Çakal önde demircinin köpeği arkada ısrarlı bir kovalamaca devam ederken ve kasabadan çıkılıp kırlara varıldıktan sonra da tepelere doğru çıkılmaya başlanmışken çakal dayanamamış, durmuş ve demircinin köpeğine öfkeyle seslenmiş;
_“Yahu arkadaş, sütçünün sütünü içtim tamam, fırıncının ekmeğini yedim o da tamam, hadi kasabın etini kaptım ama buna rağmen onlar bile pes etti peşimi bıraktı da, lan ben demirciye ne yaptım ki bi türlü ayrılmıyorsun peşimden?”
“Seni cezalandırmam için bana zarar vermen şart değil.Sen, başkalarına zarar verdiğin için suçlusun”

O yüzden hikayedeki çakallar, demircinin köpeği gibi ''yalnızca hak peşinde koşanları'' asla anlayamayacak ve yaptıklarını aptalca bulacaklardır.

anna karenina

patavat
anna karenina, lev tolstoy'un 19.yüzyıl'ın son çeyreğine girerken yayınlanan, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri sayılan eseridir. ilk baskılarında tolstoy romanına "iki evlilik, iki çift" adını uygun görmüştür zira eserin temeli yazarın levine ve kitty stcherbasky çifti'nin müreffeh, mutlu ve sevgi dolu ilişkisi ile alexis vronsky ve anna karenina çiftinin son derece tutkulu, ama ister istemez hayal kırıklıkları ile dolu, zaman zaman da onları toplumun gözünde küçük düşürten ilişkilerinin karşılaştırması üzerine oturtulmuştur. Levine karakteri adını taşıdığı lev tolstoy ile büyük benzerlikler gösterir. O da tolstoy gibi büyük aristokrat bir çiflik sahibidir, sosyete yaşamından nefret eder, moskova ve st petersburg'un monden dünyasını küçümser, topraklarında yaşayan köylülerin yaşam seviyesini modern zirai yöntemlerle yüksetmeye çalışır ve gözü kitty'den başkasını görmez. levin hakkettiği mutluluğa, sevgili kitty'sinin yakışıklı, zarif, soylu, centilmen ve sosyetenin gözdesi genç subay vronsky'nin karakterindeki zayıflıkları keşfedip, kendisine yönelmesi ile ulaşacaktır. Roman'da tolstoy'un kendisinden esintiler taşıyan bir başka kişi anna karenina'nın eşi alexis karenin'dir. alexis, ellili yaşlarının başında tolstoy'u çok etkileyen ve kendisini teolojik araştırmalara yönlendirmesine neden olan, hıristiyan dürüstlüğünün adeta tipik bir temsilcisidir. tolstoy'un anna karenina karakterini rus edebiyatının muhtemelen en büyük ismi olan puşkin'in büyük kızı ve bir zamanlar kendisini çok etkilemiş olan, şair maria hartung'dan esinlendiği rivayet edilir. anna karenina romanı pek çok klasiğin aksine daha ilk basımından itibaren büyük ilgi görmüş ve edebiyat dünyasının ilgisini çekmeyi başarmıştır. roman olarak basılmadan önce büyük bir rus gazetesinde tefrika olarak neşredilen eseri bir an önce okumak için, sosyetenin aritokrat hanımlarının gazeteyi çıktığı anda alabilmek amacıyla, hizmetçilerini gazetenin basıldığı matbaa'nın önüne gönderip orada bekletmeleri o zamanlar saint petersburg'da aylarca konuşulmuştur.

size hiç duymadığınız bir hikaye anlatıcam

finite infinite
Genç adam şapka satıcısıymış. Yolu bir gün ormana düşmüş. Adam biraz yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış ve bir ağacın altına oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış...
Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış... Bir de bakmış ki, yanındaki sepet bomboş! Şapkalar gitmiş!!
Kafasını kaldırıp ağaca bakmış, ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları...
Adam başlamış düşünmeye;
"Ben şimdi ne yapacağım, şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacağım" diye... Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyor, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da..!
Derken adam ne yapacağını bulmuş: Kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp yere atmış, maymunlar da şapkaları çıkartıp aşağı atmışlar... Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam etmiş.
Aradan 50 yıl geçmiş...
Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına koymuş ve uykuya dalmış...
Bir saat sonra uyanmış, birde bakmış ki sepetin içinde şapkalar yok! Derken tuhaf sesler duymuş, bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka!
Düşünmüş:
"Dedem yıllar önce bana bir hikaye anlatmıştı... Ne yapacağımı çok iyi biliyorum..." demiş. Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını yapmışlar... Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da...
Ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere atmış... O anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş:
"Sadece senin mi deden var?"

Yaşananlardan ders almak önemlidir. Kendini zeki sanmak da güzeldir ama karşındakini aptal sanmak tehlikelidir.

herkes köpekler gibi aşı olacak

turkona
prof. dr. bingür sönmez'in bir yenisini daha eklediği söylemdir. daha önce de aşı olmayacakları vatan hainliği ile suçlamıştı..
bu sefer de insanları köpeğe benzetip, bir yere girerken köpeğin aşıları soruluyor ya işte insanlara da sorulacak, aşı olmayan hiçbir yere giremeyecek gibi laflar zırvalamıştır...

mesut özil fenerbahçe'de

Erdal bakkal
Galatasaray'lı olarak gıpta ettiğim bir transfer olduğunu söyleyeyim. Bizim yöneticiler, irfan'dı, kahveydi, fincandı derken adamlar mesut özil'i getirdiler, tartışmasız olarak takıma çok büyük katkısı olacak bir futbolcu, kariyeri ve yaptıkları tartışılmaz. İşin bir de maddi kısmı var tabi ki, maddi kısmı da sponsorlar karşılamıştır diye düşünüyorum, tabi bir de hiç sevmesem de Ali Koç faktörü var. Fenerbahçe tarafına ve ligimize hayırlı olsun diyorum.

neden bekliyorsun?


Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.
Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.

katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol