covid-19

0 /
revan
dünya sağlık örgütü tarafından coronaviridae ailesi içinde yer alan ve dünyada korona veya wuhan virüsü olarak bilinen SARS-CoV-2 virüsünün yarattığı hastalığa verdikleri isim. yani corona virus disease - 2019. israil, estonya, nijerya ve singapur türkiye'den gelen yolcu uçaklarında virüse rastlandığını açıklayan ülkeler, bu sayı daha da artacak. çevrenizi bu konuda daha uyanık olmaları için uyarmalısınız.
e yok artik
Buna da artık sinir olmaya başladım.
Ne kadar insan varsa hepsinin saçma bir şekilde markete akın etmesi,hiç satılmadığı kadar kolonya satılması,bu zamana kadar dönüp bakılmamış hatta varlığından bile haberi olunmayan maskelerin şu an zirvede olması...
Bu zamana kadar neredeydiniz ? Ne diye makarna alıyorsunuz mesela ? Bu zamana kadar kaç kere makarna aldınız beğenip ?
Kolonya ile dalga geçenler şimdi yanında bidon taşıyor.
Her yerde virüs var,her yerde hastalık var.madem bu kadar korkuyorsunuz ne diye hala dışarıda dolaşıp,insanlarla tokalaşıp,misafir kabul ediyorsunuz ?
Anlamıyorum gerçekten anlamıyorum.yapmayın demiyorum tabiki yapacağız ama her zaman.her zaman titiz olmalıyız,her zaman yedek yiyeceklerimiz stokta olmalı.görgüsüz gibi markete akın edip kimseyi ezmenize gerek yok.
ejderya
Belirtileri Kişiler şunlarla karşılaşabilir:
Burun akıntısı
Boğaz ağrısı
Öksürük
Ateş
Nefes almada zorluk (ağır vakalarda)
prf23
corona virüsünün mutasyon geçirmiş, yani kılık değiştirmiş halidir. corona virüsü yıllardır zaten var. 19 varyasyonu bu sene çıktı.

atavratedebiyat
2019 senesi'nin zemheri mevsiminde, çin'in wuhan kentinde ortaya çıkan corona isimli virüsün çalakalem günlüğü. Kullanıcılar zaiyat ile ilgili bilgi verebilir yahut sosyolojik nedenlerini sıralayabilirler. Virüsü kale almayıp laubalilik yapanlar ilkin uyarılacak sonrasında terlik ve kürek kullanılacaktır.

Dezanfekte ve kolonya ile.
veresiye defteri
bu imansız çinliler yarasayı .iktiler herhalde.
allah'ın gücüne gitti bu belayı başımıza sardı.
bunlar seneye de fare .iker başka bir dert açar başımıza. hepsini yok etmek lazım.
suticensihat
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Bu virüsten kaçış yok arkadaşlar. İstisnasız hepimiz yakalanacağız. Ama ne kadar geç yakalanırsak o kadar iyi, bunu en sonda açacağım. Aynen grip virüsünde olduğu gibi önümüzdeki yıllar, on yıllar boyunca bu virüsle yaşamayı öğreneceğiz. Emin olun bu kesin. Şu an alınan karantina, tatil, izin vb önlemlerinin tamamı virüsün yayılma hızını yavaşlatıp, sağlık sektörünün çökmemesini sağlamak üzere alınıyor.

Çok hızlı yayılımda hastanelerin yoğun bakım üniteleri çıkmaza giriyor ve bilamecbur İtalya örneğinde olduğu gibi hangi hastanın yaşayacağına, hangisinin öleceğine karar verilmesi gereken berbat bir durum ortaya çıkıyor.

Virüs dediğimiz şeyler aslında öldürücü, şeytani birer düşman değiller. Onlar da aynen bizim gibi üzerinde konuşlandıkları alan sayesinde yaşayan canlılar. Zaten genelde hayvanlardan bize geçiyorlar ve evet, hayvanları genelde öldürmüyorlar. Çünkü kendileri de yaşamak için üzerinde yaşadıkları canlılara muhtaçlar. Yüzyıllardır hayvanlarla beraber yaşamaya alışmışlar.

E peki biz neden ölüyoruz? Çünkü birbirimizi tanımıyoruz. Virüs kendini hala hayvan vücudunda zannediyor. Yeni yerleştiği konağın şartlarını henüz bilmiyor. Belli bir süre geçtikten sonra hem bizler onlara bağışıklık kazanacağız hem de onlar kendi sonsuz yaşamları için mutasyona uğrayacaklar. Böylece beraber yaşamaya alışacağız.

Mesela aranızda herpes labialis adlı virüsü duyan oldu mu hiç? Duymadınız ama kendisi dünyanın en yaygın virüslerinden birisi ve bir kere vücudumuza girdikten sonra biz ölene kadar vücuttan atılamıyorlar. Peki ne yapıyor bu virüs? Dudağınızda uçuk çıkarıyor. O kadar işte. Bizi öldürmüyor çünkü biz ölürsek kendisi de yaşayamıyor.

Grip virüsü de hemen hemen öyle. Öldürücülük oranı %0.1 civarı ve genelde zaten vücudunda kronik sorun olanları öldürüyor. Her sene ve her sene dünyada yarım milyar insan grip virüsüne yakalanıyor. Bu şekilde birlikte yaşamaya alıştığımız tonla virüs var. Corona virüsler (sars, mers vb) ile de yaşamaya alışacağız (tabii mers ile belki 1000 yıl sonra).

Sadede gelirsem, dediğim gibi hepimiz bu virüse yakalanacağız. Hatta belki birçoğumuz yakalandı bile ama fark etmedi. Ve hatta hastalığı da atlattı. Vücudu virüsle yaşamaya çoktan alıştı ya da virüs o vücutta yaşayamadı ve başka konaklara geçti. Bu konuda en güzel örnek Diamond Princess gemisi. Gemideki 3700 kişinin 700'ünde test pozitif çıkmış. Ama bu 700 kişinin 350'si hastalığı hissetmemiş bile. Ve hala da çok sağlıklılar. Yatak döşek yatmıyorlar. Ki yaş ortalamaları da baya yüksek.

Peki neden böyle? Çünkü o 350 kişinin bağışıklık sistemi çok güçlü. Yani bu hastalıkta en önemli şey bağışıklık sistemi. Aramızda bağışıklığı iyi olanlar, spor yapanlar, doğru besinleri alanlar, sigara içmeyenler vb. bu hastalığı belki hissetmeyecek bile. Belki hafif bir grip gibi atlatıp hayatlarına devam edecekler.

Ne yapmak gerekiyor? Öncelik vücut direnci. Spor ve hareket. Sonrası beslenme. Özellikle meyve sebzeler ile daha spesifik şeyler, mesela sarımsak, yoğurt, kefir, yeşil çay vb. Sonrası ise besin takviyeleri. Özellikle c vitamini, çinko, beta glukanlar (1.3 ve 1.6) ve kara mürver ekstresi. Meyve sebzeler ve takviyeler eğer kendinize de dikkat ederseniz bu kışı atlatmanızı sağlayabilir. Çünkü bağışıklık sistemini çok dirençli hale getiriyorlar.

Dediğim gibi, bu virüsle yaşamaya alışın. Önümüzdeki yıllarda, hatta belki aylar ya da haftalarda mutasyona da uğrayacak, ya daha ölümcül olacak, ki kendi de kaybeder, bu yüzden bunu düşük olasılık görüyorum, ya da o da bizimle yaşamayı öğrenecek. Aşısı bulunsa bile mutasyona her uğradığında aşı işlevini kaybedecek. Grip aşıları da öyledir. Sizi sadece geçmiş senelerin grip virüslerinden korur. Yenilerinden değil. Yani tam koruma sağlamaz. Tam koruma her zaman için bağışıklık sisteminizdir.

Fakat dediğim gibi virüsün canlılığını devam ettirebilmesi için bulunduğu konağı öldürmemesi ve başka konaklara geçebilmesi gerekiyor. Bunun için de mecburen mutasyona uğramak zorunda. Mutasyon dediğimiz şey ise nesille alakalı ve virüsler çok hızlı üreyip öldükleri için bizlerde yıllar alan nesil değişimi onlarda saatler alabiliyor. Bu sayede çok hızlı mutasyon geçiriyorlar. Ve büyük bir olasılık süre geçtikçe virüs bulaştığı kişiyi öldürmeyecek şekilde mutasyon geçirecek. Yani bu virüsü ne kadar geç kaparsanız tehlikesi o kadar az olacak.

Evet, hepimize uğrayacak bu virüs ama ne kadar geç uğrarsa o denli şanslı olacağız. Bu yüzden olabildiğince evden çıkmamak, hijyene dikkat etmek, gerekli şekilde beslenmek, hareket etmek ve gerekli takviyeleri almak gerekiyor. Bunları yapanlar emin olun hepimizden uzun yaşayacak.

Özet
1- Kendinizi karantinaya alın. Virüsle en geç temas edenler en şanslıları olacak
2- Hijyen. Olabildiğince temizliğe dikkat edin.
3- Meyve sebze yiyin.
4- Bağışıklığa iyi gelen sarımsak, kefir, yoğurt gibi besinler tüketin.
5- Bağışıklığa çok iyi gelen besin takviyeleri ve vitaminler alın. Örnek: beta glukanlar, c vitamini, çinko, kara mürver ekstresi vb.
6- Hareket edin ve evinizde spor yapın.
7- Sigarayı bırakın.
8- Bol su için.”
0 /

neden bekliyorsun?


Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.
Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.

katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol