id ego süperego

parapraxis
Freudyen bakış açısına göre insan ruhu 3 başlık altında sınıflandırılır.bunlar id,ego ve süperegodur.
İd insanın en bencil ve vahşi tarafıdir.Sadece ilkel ihtiyaçlarının ne pahasına olursa olsun karşılanmasını ister.ödül mekanizması da bu kategoriyle ilişkilendirilir.bunu bir örnekle açıklamak gerekirsek Sokağa çıkma yasağinda insanların sokağa dökülmesi id için muhteşem bir ornektir.Sadece insan orada aç kalmanın tehlikelerini düşünüp diğer tehlikelerle ilgilenmez.
Ego:İlkel ihtiyaçların gerçek dünyayla bağ kurduğu yerdir,daha doğrusu id ve süperego arasınfaki köprüdür.bilinç burada ortaya çıkar yanlışa ve doğruya burada karar veririz.
Superego:Dış dünyadaki kuralların,etik,ahlak gibi kurallarin içselleştirildiği yerdir.Tabular,günah kavramı burada gizlidir.id'yi dizginleyen mekanizmadır.
Örnegin çok acıktınız cebinizde para yok id size çalmanızı emreder,süperego bunun yanlış ve suç olduğunu fısıldar,ego ise ne yapacağınıza karar verir.
saratancredi
id , kişiliğin ilkel yanıdır ve haz ilkesine göre çalışır. doğuştan gelen güdü, dürtü ve istekler yer alır. acıkan, susayan, saldırmak isteyendir. mantık dışı hareket eder ve bu isteklerinin hemen karşılanmasını ister. isteklerinin ertelenmesine de tahammül edemez. çocuk, ilk yıllarında tamamen id'in isteklerine göre davranır ve çevre ile olan etkileşimi arttıkça isteklerini ertelemeyi de öğrenir.
ego , kişiliğin mantıklı yanıdır ve gerçeklik ilkesine göre hareket eder. ego, id ve süperego arasındaki dengeyi sağlayan sistemdir. id'den gelen isteklerin uygun bir biçimde karşılanmasını sağlar. sigmund freud'a göre kişiliğin sağlıklı olması egonun denge işlevini yitirdiğinde psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkar.
süperego , çocuğun anne ve babasından, yakın çevresinden ve toplumdan öğrendiği kurallara, gelenek ve göreneklere göre şekillenir. kişiliğin toplumsal yanını oluşturur. ahlak ilkesinden çıkarak katı ahlak ilkeleri çevresinde kararlarını verir. bu bağlamda da çoğunlukla id'den gelen isteklere karşı çıkarak onları bilinçaltına atar. bu durum davranışları etkiler. bilinçaltı, davranışların şekillenmesinde ve kişiliğin gelişimi için önemli bir etkendir.
destroyer
Bu yolculuk; insanı, sonunda ölümü bile üç gün sonra duyulan bir kişinin, ya da gökyüzünde ki tek bir yıldızın
yalnızlığı kadar büyük bir yalnızlığa iter. Çünkü ego, ancak tam bir ümitsizlik noktasına gelince teslim olur.
Bu teslimiyet acı vericidir. Çünkü kişi kendini yutacak dipsiz bir uçuruma atılmış gibi hisseder. Bu ölüm gibi gelir.
Ancak bu bir taraftan ölümdür. Diğer taraftan o bir diriliştir. O, doğmak için ölmektir. Yolcu, önce bilinçaltının karanlıklarına dalar. İç dünyamızın bu karanlığı, gerçek benliğimizin, tanrının şekilsizliğinin göz kamaştırdığı yerdir.
Benliğimiz, karanlıkta gizlenmiş bir ışıktır.

O, beş duyu için görünmezdir. Ne şekli ne rengi ne kokusu ne tadı nede cismi vardır. Eğer bunlar yoksa akıl neyi algılayacaktır. Bu durum akıl için hiçliktir. Dipsiz bir karanlıktır. Bu karanlık delinemez bir karanlık olunca.
Allah, insanin gönlünde bir nur olarak belirir. İnsan önce bu nurun ne olduğunu anlayamaz. Ancak kalpten yayılan bu hikmet ve nur ruhu besleyerek nefsi, kişiliği kötü özelliklerden arındırır. Böylece bütün varlığımızı baştan aşağı değiştiren simya süreci derinlerde kendi içimizde
ruhumuzun yapısını değiştirerek sessizce büyür. Ego bu içsel değişimlerin farkında olmaz ve kişi çoğu zaman bir şeyler olduğunu hissetmez bile... Biz
niteliklerden sıyrılmış isimsiz ve şekilsiz olanız dır ama bunu kavrayamadığımız içindir ki düşünce ve duygularımıza yapışmışız dır. Bunları
kendimiz zannederiz. Böylece ego benliği oluşur. Ego bize bir şekil ve sahte bir kimlik verir. Kendini tanıma hakkı bulma yolundaki insan kalbinin
sesine kulak vermedikçe onu ön yargılardan oluşmuş kir ve pastan temizlemedikçe Allah sevgisi ve bilgisine doğrudan ulaşamaz...

Sonsuz hiçlik gerçeğini anlamak için ego ölmeli ve biz bir hiç olmalıyız. Bir kalpte iki şey bir arada
yaşamaz ya o yada ego için yer vardır ve ego ancak bizleri acı ve göz yaşına boğarak gider. Bu geride hiçbir şey kalmayıncaya kadar devam eden acı verici bir süreçtir. Bu fena halidir yok olmaktır. Bu hal egonun hükmünü ve kişinin benlik duygusunu tamamen kaldırır, fena içinde kişi bütün bütün yok olup gitmişken, Allah kendi varlığından ona yeni bir hayat verir. Onu kendi boyasıyla boyar kişinin içindeki ve dışındaki bütün vasıfları değiştirir artık ölümün zaten alacağı egoist benlik bırakılmış mutlak benlik onun yerini almıştır...

kaynak: trt de yayınlanan yunus emre belgeseli

Neden Bekliyorsun?

Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.

Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.