isim ve kültür

patavat
taşıdığımız isimler, ayni zamanda sahip olduğumuz kültürel mirasın bir göstergesidir.
diyelim isminiz "george" frankofon bir ülkede doğduysanız size jorj diye, anglofon ülkede corc diye, eğer yunanlıysanız yorgo diye sesleneceklerdir. Ayni şekilde isminiz ünlü hristiyan aziz saint john sayesinde "john" olduysa fransa'da jean diye, rusya'da ivan diye, iskoçyada ian diye anılırsınız.
şayet kendi ülkesinde, hatta evinde ailesiyle bile fransızca konuşan 19.asrın rus aristokratı gibi kültürel bir asimilasyona maruz kalmışsanız, ivan turgenyev gibi bir edebiyat dehası olsanız bile hiç yüksünmeden, kendinizi herkese "jean" diye takdim edersiniz. oysa fransızlar puşkin'in meşhur "yevgeni onegin" eserini bile yevgeni isminin muadili eugene'in fransızca okunuşuyla "eugene(öjen) onegin" diye telaffuz ederler, zira onlar asimile etmeyen kültürlerin er ya da geç asimile olacağını bilirler. izlediğim bir sinema ödül töreninde fransız sunucunun ünlü oyuncu micheal douglas'ı sahneye mişel dugla diye ismini fransızlaştırarak çağırdığına şahit olduğumda, bu huylarını bildiğim halde ben bile çok şaşırmıştım.
peki biz de durum nedir? biz maalesef elaleme, bizi bir an önce asimile edin diye nerdeyse yalvaracak haldeyiz, türkçe kelimeler yerine yarım yamalak bildiğimiz yabancı dillerden karşılıklarını kullanmaya bayılıyoruz. isimler konusunda ise bin beteriz, beşiktaş'ın kamerunlu futbolcusu ebubekir'i aboubakar diye, trabzonsporlu macit hüseyin'i majid hossein diye çağırıyor, harunları aaron, şerif'leri'i cherif yapıyoruz. Hatta azeri türkü azize mustafazade'yi aziza moustapha zadeh diye anmaktan garip bir zevk alıyoruz. toplumca ciddi bir özgüven eksikliği sendromundan muzdarip olduğumuz kesin.
toplu, tüfekli emperyal yayılmacılık günümüzde yerini kültür emperyalizmine bırakmıştır; milletleri yıkan savaş alanında değil, kültürel alanlarda aldıkları mağlubiyetlerdir. kanımca artık biraz akıllanıp, kendi kalemize gol atmayı marifet sanma andavallığından kendimizi kurtarmamız gerekmektedir, yoksa yarın iş işten geçmiş olacaktır.

neden bekliyorsun?


Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.
Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.

katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol