mahalle maçı

pseudohero
Çocukken bir alt sokaktaki çocuklarla yaptığımız maçlara derdik. Mantık hatası var yahu, nihayetinde aynı mahallenin çocuklarıydık swh, hayır niye mahalle maçı?
mebuus
terden saçlarımın birbirine yapıştığı,alın ve boynumdaki kir çizgileri,güneşin altında başım zonklaya zonklaya oynadığım,annem yemeğe çağırdığında,babanda birazdan eve gelir tehditlerine rağmen asla yarım bırakmadığım maç.
hayatın en güzel döneminde neredeyse her erkeğin içinde bulunduğu en güzel aktivite.kavgalar da yaşanır bu maçlarda.en eğlenceli yanlarından biridir aslında bu durum.eve giderken daha bir güzel olur açıkçası.üst baş kirlenmiştir dizler yara bere içindedir.anne devamlı söylenir.sokaktaki maç yetmezmiş gibi bir de evde maç yaparsınız.üzerine su içmeye kıyamadığımız, çocukluğumuzdan kalan damağımızdaki tatlardı hepsi aslında.en kötüsüde saatlerimizi harcadığımız o süper maçlardan çoğumuzun bir fotoğrafı dahi yoktur.
jrriquelme
Küçükken ya kaleci yada ortada sıçan olunan, büyümeye başlayınca sırasıyla defans, orta saha ve forvete kadar kariyer yapılan maçlar. Half time'ın haftayım diye söylendiğini de eklemek lazım. 5 te hafyayım 10 da biter.
purplelamborghini
çoğu zaman sadece basit bir maç değil adeta bir derbidir.

sadece maça değil aynı zamanda olası bir kavgayada hazırlanılırdı.

esasen karşı tarafla normal zamanda can ciğer olsanız bile maç vakti akan sular durur, biz ve onlar diye taraflar ayrılırdı.

kimse mahallesinin çocuğunu ezdirtmezdi, maç için deplasmana gidiliyorsa, o maçın rövanşı sizin evinizde (mahellenizde) olurdu.

hırs, azim, mücadele, kavga, aksiyon, adrenalin, ego, namus, erkeklik, mahalle onuru gibi bir çok duyguyu aynı anda yaşatırdı.

hey gidi günler hey.



haciserkomiserziver
--"iki taş arası, limon kasası."
--"aldım verdim ben seni yendim" ilk ayağa basan ilk oyuncusunu seçer...
--Topun sahibi hiçbir zaman kaleye geçmezdi. ne de olsa top yoksa maç ta yoktu.
--ayakkabı numarası en büyük olan iki kalenin arasını adımlar eşitlik sağlardı.
--Kalenin eni aynı olsa bile yüksekliği kaledeki arkadaşın boyu ile orantılanırdı.
--taş üstü diye bir kavram vardı.
--maç şayet kendi mahallende değil de arka mahalle ile olursa " arka mahalle için de sizin mahalle arka mahalle olması" kendi mahallenin en iyi oyuncularında kadro kurulurdu.
--salçalı ekmekler arka mahalle ile yapılan maçtan önce susatmasın diye yenmezdi.
--maçlar genellikle prestijine olur gazozuna kolasına olan maçlar büyük derbi kıvamında geçerdi.
-- arada bir itişmeler olsa da asla büyük bir kavga ortamı olmazdı. sonuçta arka mahallelerin çocukları aynı okulun öğrencileri olurlar hatta sınıf arkadaşlığı yaparlardı.
-- kimsenin ayakkabı kaygısı olmazdı. yeteneğine güvenen terlikle bile oynardı.
-- ego yoktu, halı sahalarda yaşanan küfürlü tartışmalar olmazdı, en kallavi küfür bile aile bireylerini içermezdi.
--yaş ilerler ve hem mahalle içinde hem arka mahalle ile yapılan maçlarda kadrodaki yerler alttan gelenlere bırakılırdı.
-- jübile ise genellikle üniversite sınavına hazırlanma ile yaşanırdı.

zamanda geriye gidip bir tane mahalle maçı yapmak için neler vermezdim şimdi
Laz, Konyalı, Kazma Müstecep, Daktilo serdar, uyuz musa, Şeytan murat ve rahmetli arkadaşım asfalt remzi...


neden bekliyorsun?


Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.
Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.

katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol