minareden müzik çalanı bulup cami dibinde ezan dinleteceğiz

lapetitemort
a clockwork orange(otomatik portakal) kitabını, filmini anımsatan sözlerdir.
Onbeş yaşında bir çocuk olan Alex arkadaşlarıyla kurduğu çete ile içlerinden taşan bir şiddet eğilimi içinde hırsızlık yapar, girdiği dükkanlardan malları gasp eder, çaresiz insanlara vurur ve zarar verirler. Bir gece “Otomatik Portakal” adlı bir roman yazmakta olan bir yazarın evine girerler, ortalığı kırar, döker, yazarın karısının ırzına geçerler, evi tarumar edip çıkar giderler. Başka bir sefer de Alex yaşlı bir kadının kedilerle dolu evine girer. Kadın kendisi ile kıyasıya mücadele edince Alex onu öldürür ve polis tarafından yakalanarak hapishaneye gönderilir.

Burada, ülkenin başında bulunan siyasal partinin seçimi kazanmak için kullandığı “Suçluları Yeniden Topluma Kazandırma ” yöntemi “Ludavico” ile bir labaratuvar çalışmasına tabi tutulur. Devlet eliyle yapılan bu çalışmanın kobayı olan Alex seyrettirildiği şiddet dolu filmleri izlerken büyük fiziksel acılara maruz bırakılmaktadır. Alex artık bundan böyle aklından kötülük geçtiği anda kusmakta, acılar içinde kıvranmaktadır. Artık kötülüğü düşünememektedir bile. En zoru ise Alex'in taptığı Beethoven müziğini duyduğu anda daha önce kendisine seyrettirilen Nazi soykırım filmlerinin dehşet dolu sahnelerini yaşamasıdır. Kişiliği kendi istemi dışında değiştirilen Alex bir kukla olmuştur. Artık müzikten de yoksundur. Ama kayıtlara göre “İyileşmiştir.” Salıverilir.

Zorla yaşatılan her deneyim kişinin bir süre sonra hissizleşmesine sebebiyet verir. Amaç cezai yaptırım uygulayıp şahsı topluma geri kazandırmaksa şayet doğru olan tek yol kanundur. Bu sözler gerçekleştirilirse minareden 'çav bella' çalanla ne farkınız kalır?

Entry hakkında yorumlar

bu başlıktaki tüm girileri gör

Neden Bekliyorsun?

Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.

Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.