üniversiteye başlayanlara tavsiyeler

seyirhalinde
2020 yks öğrencileri tercih dönemindeyken sözlükte de olması gerektiğini düşündüğüm başlık. halen okumakta olan veya lisans eğitimini bitiren herkesin eminim üzerine söyleyecek birkaç cümlesi vardır diyerek açılışı yapayım.

pek dost canlısı biri olmadığım için üniversiteye başladığımda ilk zamanlarımı sadece gözlem yaparak ve tek tabanca takılarak geçirmiştim. şu an mezunum ve dönüp baktığımda iyi ki öyle yapmışım diyorum çünkü hemen kaynaşıp 11-12 kişilik gruplar halinde gezen insanların lisans süreci boyunca birbirlerine neler yaptıklarını gördüm. şu an neredeyse hiçbiri birbirleriyle görüşmüyor, benim ise ilk yıllarda kurduğum arkadaşlıklarım hala devam ediyor. demem o ki, yeni bir ortama dahil olmanın verdiği heyecana kapılıp herkese çok fazla güvenmeyin. başta herkes çok iyidir.

devamsızlık konusunda aşırı rahat davranmayın, bu konuda her hoca aynı fikirde olmuyor. sınavlarda başarılı olsanız bile sadece devamsızlıktan kalabilirsiniz. yerinize imza attırmayın ya da kimsenin yerine imza atmayın. bu suçtur. neden böyle bir yasak olduğunu çok ağır bir bedel ödeyerek öğrenebilirsiniz. dersi her asmak isteyenle birlikte gitmeyin çünkü her zaman derse girmemeyi teklif eden biri olur. devamsızlıklarınızı daha çok seminer, konferans gibi eğitimler ile vize sonrası ailenin yanına gitme durumu için kullanın. bir dönemde birkaç kez keyfi olarak ders asmaktan da bir şey olmaz tabii. yine de siz siz olun, uygulamalı derslere hastalıktan ölseniz bile gidin.

derslerin işleyişi ve sınav içerikleriyle ilgili üst sınıflardan bilgi almanızı tavsiye ederim ama sadece menfaat ilişkisi kurmak için üst sınıflarla yakınlaşmaya çalışmayın. onlar sizinle ders notlarını paylaşsalar bile notlara güvenip sınava çalışmayı son ana bırakmayın. hatta elinizde bir dersin notu olsa dahi ders boyunca ya defterinize ya da o notun üzerine kendi notlarınızı mutlaka alın. verilen notlarda yanlış yazılmış yerler yahut yanlış çözülmüş sorular mutlaka vardır. fotokopilere kutsal kitap gibi davranmayın.

her hocanın anlatma tarzı size hitap etmiyor olabilir fakat mümkün olduğunca dersi takip edin ve aklınıza takılan yerlerde sormaktan çekinmeyin. sorarken izin isteyin, artık lisede değilsiniz ama medeniyetten de mezun olmadınız. gerçekten ders saatinde ne kadar aktif olursanız sınavlara o kadar rahat ve keyifli çalışırsınız.

üniversiteyi kazanana kadar çok çalıştım zaten deyip dersleri boşlamayın. ilk yıllarda yapılan bu hatalar yüzünden öğrenciler son yıllarda ortalamalarını yükseltmek için geçtikleri dersleri bir daha alırlar. genelde ilk iki yılda aldığınız dersleri bölümünüzle çok bağdaştıramazsınız ama öğrendiklerinizi kafanızda oturtmaya özen gösterin. çünkü bölümle bağdaştıramadığınız o dersler, ilerleyen yıllarda ana bölüm derslerinizin yapı taşları haline gelir. ilk yıllarda ortalamayı 3'ün üzerinde tutmak kolaydır, bu yüzden eğer ortalamanıza önem veriyorsanız dersleri çok savsaklamayın. sonraki yıllarda dönem ortalamalarınız yüksek olsa bile genel ortalamanız ilk yıllardaki tembelliğinizden ötürü düşer.

üniversitenin yanı sıra akademik kariyerinizde veya iş hayatınızda da başarılı olmak istiyorsanız, kesinlikle verilen bilgiyle yetinmeyin. bir dersten aa ile geçmiş olmanız o derse hakim olduğunuz anlamına değil, o dersin sizin üniversitenizin müfredatındaki kısmına hakim olduğunuz anlamına gelir. bölümünüzle ilgili yayınlanan güncel makaleleri takip edebilirsiniz. ingilizceniz yoksa veya makaleler ağır geliyorsa (ki genelde ağır gelir) dergipark derlemeleri gibi daha sakin ve birden fazla konuyu ele alan türkçe metinlere bakabilirsiniz. ayrıca başka dillerden türkçe'ye çeviriler yapan bilim ve teknoloji sitelerini takip edebilirsiniz. hocalarınızdan sizi doğru kaynaklara yönlendirmeleri için yardım alabilirsiniz. hangi yolu tercih ederseniz edin fark etmez, yeter ki verilenin üstüne bir şeyler daha koyun. hatta hocalara yeni sorularla gidin. inanın, bilgi birikimleri ve tecrübeleri derste anlattıklarının çok çok üstünde. size yeni bakış açıları ve denemeden sahip olduğunuz tecrübeler kazandırırlar.

gittiğiniz konferans ve seminerlerde, konuşmacılarla ve eğitmenlerle yakın temas kurun. varsa kartlarını alın. aynı seminer ve konferanslara gelmiş farklı bölümden insanlarla ve hocalarla tanışın. staj yapma konusunda yahut mezun olma durumunda bağlantıya geçebileceğiniz, fikir alışverişinde bulunabileceğiniz insanlar biriktirin.
romacumhurbaskani
Kimse kusura bakmasın ama öyle büyük hayaller kurmasın çünkü hiç biri gerçekleşmeyecek senle beraber sırf istanbul'da aynı bölümden en az 3000 mezun verecekler hele bide sevmediğin bir bölümse hiç okuma boş ver ve sadece Üni okumak seni kurtarmaz kendine bir şeyler kat

NOT :AÖF hakkında isteyen olursa yardım edebilirim.
endergelisenosasunaataklari
Eğer çok iyi bir üniversitede, çok büyük hedefler ile okumayacak isen iibf den uzak dur.

Boğaziçi işletme ya da Ankara siyasal bilgiler fakültesi kamu yönetimi ile senin okuyacağın işletme ya da kamu yönetiminin aynı kefede bulunmuşluğu pek yok çünkü.

Erkek isen karı-kız Peşine düşme hemen. Adam gibi bir çizgin olsun. Efendi ol. Piç erkek seviyorlar abi yaa mantığından çık. Piç erkek seven kadından hayır gelmez.
Ha ağır abi olucam diye de kasıntı olma, gülmeyi eğlenmeyi espri yapmayı, yeri geldiğinde çocukça gülüp coşmayı bil. Ayrıca özgürlük habire içki içmek değildir bunu da unutma. Karizmatik olmayacaksın.

Kadın arkadaşlara tavsiyelerim ise şu; üst sınıf erkekler ile takılmak sizi havalı yapmaz, en azından 2. Seneye geçene kadar kendi devreleriniz ile takılın. Beyaz dar gömlek siyah pantolon ve votka enerji kovalarını benimsemiş erkeklerden uzak durun. Hiçbir şey olmasa bile mimlenirsiniz.


İlişkileriniz de erkeklere tavsiyem hava atar gibi anlatmayın. Düzgün durun. Kızlara tavsiyem kız yurdunda ki oda arkadaşlarınızın gazı ile ilişkinizi yıpratmayın.

Bunlar kısacık tavsiyeler. Uzar gider liste. Ama o kadar yazmaya üşendim şimdi.

Hepinize hayırlı bölümler diliyorum. Şimdiden başarılar.
kokosh
gençlere (hatta bazen ileri yaşlarda okumaya karar verenlere) faydası olabilecek bazı öneriler.

önsöz:

aslında söylenecek şey çok bu konuda. bazen benim söylediklerimin belki de tam tersini söyleyenler bile çıkacak. kendinizi yoklayın ve size doğru gelenin hangisi olduğuna karar verip onu uygulayın. meslek seçiminde de kendi iç sesinizi dinleyin. başkalarının istediği mesleklere girmeyin.

Thomas Stearns Eliot der ki "Seçmiş olduğunuz ve karar verdiğiniz şeylerin bedelini siz ödersiniz; size akıl verenler değil"

gelelim tavsiyelere...
dost acı söylermiş. ben de öyle yapayım:

- en önemli kural; aksini düşünenler ve fazla kasmayın diyenler olsa da, üniversite eğlence yeri değil. lisede yapamadıklarımı orada yapayım, haylazlık peşinde koşayım mantığıyla gitmeyin okula. unutmayın ki hâlâ öğrencisiniz. bu yüzden önceliğiniz ve sizden beklenen şey derslerinize odaklanmanızdır.

zaten konuları derste dinler ve zamanında çalışırsanız eğlenmeye de vaktiniz kalacaktır, emin olabilirsiniz. mutlaka, ama mutlaka önce dersler... eğlenceyi hayatınız boyunca her yerde bulacaksınız, ama vakit kıymetlidir ve geri alamazsınız. zamanında mezun olmaya bakın.

- bazılarında devam zorunluluğu yok diye dersleri asmayın. sonra oradan buradan, hatta tanımadığınız insanlardan not dilenir ve istenmeyen kişi olursunuz. ayrıca hocaların derslerde özellikle üzerinde durduğu bazı şeyler vardır ki, bunların sınavda çıkacağından %100 emin olabilirsiniz. bunları ders notlarında bulamazsınız. orada olup dinlemiş olanlar bu konuda avantajlıdır. bu fırsatları okuldaki kafede 2 saat eğlenmek uğruna kaçırmayın.

bazen de hocalar, kimsenin derslere girmemesinden o kadar bunalır ki, sırf derse katılım gösterdiği için bu öğrencilere fazladan birkaç puan ekleyebilirler. belki de kalacağınızı düşündüğünüz bir dersten bu birkaç puan sayesinde geçebilirsiniz. gerçi tabi mesleki bakımdan bu güzel bir şey değil, ama tek hedefiniz ders geçmekse, devam etmeniz yararınızadır.

- üniversite sandığınız gibi bir yer değil ve size ihtiyacınız olan her bilgiyi vermeyecekler. kendiniz araştıracaksınız. hocaların kapısını aşındıracaksınız gerekirse. oradan sadece mezun olmak, hele de günümüzde asla yeterli değil bir iş sahibi olabilmek için. kendini geliştirmeyene artık ekmek aslanın değil, ejdarhanın ağzında. bunu hiç unutmayın. mesleki bilgilerin yanı sıra yabancı dil ve bilgisayar konusunda kendinizi geliştirmeye bakın.

- topluluklar eğlencelidir, ama bölümünüzle ilgili gruplara katılmayı tercih ederseniz sizin yararınıza olur. mühendislikte okurken tiyatro grubuna girerseniz, evet sosyal açıdan size faydası olur, ama cv konusunda o kadar da tercih edilebilir bir şey olmayabilir bu. üstelik derslere harcamanız gereken vakti o işlere harcamak zorunda kalırsınız ki bu da istemeyeceğiniz bir şey olacaktır. bunun yerine, mesela proje üretebileceğiniz bir topluluğa katılırsanız sizin için çok daha iyi olacaktır.

- artık iyice büyüdüm, birey oldum düşüncesine girip hocalarla takışmayın. bu her zaman öğrencinin zararınadır. siz hiç oyuncu hakeme itiraz ettiği için kırmızı kartı geri alan hakem gördünüz mü? hem maçtan atılırsınız, hem sonraki maçta cezalı duruma düşersiniz. yapmayın.

- mesleğiniz olacak konularla ilgili gündemi takip edin. artık dünyada her şey çok hızlı gelişip değişiyor. iyi bildiğim için astronomiden örnek vereyim. okula kaydınızı yaptırırsınız. güncel ötegezegen sayısı -atıyorum- 1000 kadardır. siz mezun olana kadar o sayı -yine atıyorum- 1500'e çıkabilir. sürekli ilerleyen bazı alanlarda gündem gerisinde kalmayın. gerekirse sınıftakiler ve hocalarla da paylaşın bilgilerinizi.

- eğer mümkünse yüksek lisans ve doktoranızı yapmaya çalışın. bunların hepsi iş bakımından sizin için avantaj olacak eylemler.

- buradan mezun olursan işsiz kalırsın diyenlere bakmayın. ideallerinizi gerçekleştirmeye çalışın. bu ülkenin ihtiyacı olan şey bu. sırf parası iyi diye istemediği bölümlere girenler yeterince yığılma yapıyor zaten yıllardır. belki yurt dışına gidip ülkeyi orada temsil edecek bir duruma gelirsiniz. sadece türkiye için düşünmeyin. yurt dışı olasılıklarını değerlendirin.

şimdilik aklıma gelenler bu kadar. gerekirse ekleme yaparım daha sonra.

Neden Bekliyorsun?

Mega sözlük, görüş ve fikirlerin oluşturmuş olduğu sonsuzluğa uzanan asma bir tahta köprü gibidir.

Üzerinde yol alırken, düşünmeyi, paylaşmayı ve öğrenip - öğretmeyi ilke edinirsiniz.